Nerede Kalmıştık..?

Türkiye siyasetinde iz bırakmış, gerek siyasi yaşamında başına gelenler gerekse kendine has üslubuyla damgasını vurmuş bir isim.
Süleyman Demirel…
Başbakanlık yapmış, Cumhurbaşkanı olmuş bir isimdir.
Aynı zamanda da askeri darbelerden en fazla mağdur olmuş siyasetçiler arasındadır.
Siyasi tarihte yer etmiş çok fazla sözü de vardır.
En çok bilineni “yollar yürümekle aşınmaz” sözüdür.
Aynı zamanda “benzin vardı da biz mi içtik” ya da “dün dündür bugün bugündür” sözleri de kendi dönemindeki durumları en iyi anlatan ifadelerdir.
Ama biz bugün başlığa “nerede kalmıştık” sözünü aldık.
Süleyman Demirel Türk siyasi tarihine geçen meşhur “Nerede kalmıştık?” sözünü, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından kendisine getirilen siyasi yasağın, 1987 yılındaki halk oylamasıyla (referandum) kalkmasından sonra söylemiştir.
Demirel bu sözü, yasağının bitmesinin ardından genel başkan seçildiği Doğru Yol Partisi (DYP) büyük kongresinde kürsüye çıktığı ilk an dile getirmiştir.
Bu aralar Türkiye siyasetinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ekseninde yaşananları görünce aklıma geliverdi.
Malum, uzun bir bayram tatilini geride bıraktık.
Yoğun bir gündem bizleri beklemekte.
O nedenle de rahmetlinin meşhur sözü ile bu döneme başlamak istedim.
Evet, gerçekten nerede kalmıştık..?
En son hükümet son dakika golü ile elektriğe zam yapmış ve bayram tatiline öyle başlamıştık.
Öte yandan ceza usul yasasındaki değişiklik de var.
Bir diğer gündem de seçim tarihinin ne olacağı şeklinde.
Çünkü artık bu iş fazlasıyla uzadı.
Yarıda kalan ve tamamlanması gereken çok fazla gündem maddesi var.
Kıbrıs konusu bunların en uzun soluklusu.
O nedenle onu da “yarım kalanlar” listesine ekledim.
Belki arada o da tamamlanır.
Çok umudum yok ama yine de yazdım.
Bakarsın olur…
Evet, bayram sona erdi ve normale döndük.
Son olarak okullardaki sınav haftasına değinelim öyle bitirelim.
Bugün okullarımızda sınav haftası başladı.
Çocuklar uzun bayram tatili boyunca bir de bu işe motive olmak zorunda kaldı.
Çok merak ediyorum, yıl boyunca türlü nedenlerle aksayan, yarım kalan, başlayamayan ya da tamamlanamayan sınav haftaları yaşamış bir müfredat hemen bayram ertesinde değil de birkaç gün sonra sınavlara geçseydi olmaz mıydı..?
Olurdu olmasına ama inatlaşma uğruna çocuklar bir kez daha ikinci plana düştü.
Evet, nerede kalmıştık…?

