Hasan HastürerYazarlar

Uyuşturucuyla mücadelede akıl, adalet ve insan odaklı yaklaşım…

Uyuşturucu bağımlılığının Kıbrıs Türk toplumu için giderek büyüyen ciddi bir tehdit olduğunu en az 15-20 yıldır yazıyorum. Yazmaya da devam edeceğim.

Girne açıklarında yaşanan deniz faciasından kısa süre önce de konuyu yeniden gündeme getirmiştim. Başbakanlık Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonunun düzenlediği etkinliğe katılan tek gazeteciydim.

Bugün yine uyuşturucuyla mücadele konusunda bir sempozyum var.

On iki günden beri sağ bacağımda, yürümemi ciddi biçimde engelleyen bir sağlık sorunu yaşıyorum. Bu nedenle çalıştaya katılamıyorum. Sağlığım elverseydi orada olacak, söz alma olanağı bulduğumda düşüncelerimi açıkça paylaşacaktım.

***

   Uyuşturucuyla mücadelede, yalnızca cezalandırıcı değil, koruyucu sağlık politikalarına benzeyen önleyici bir anlayışa ihtiyaç vardır.

Her konuda aynı yöntemi uygulayamazsınız.

   Yükseköğretimi bir yönüyle turizmle ilişkilendirebilirim. Ancak konu uyuşturucu olduğunda turisti, turizmi ayrı bir yere koymak gerektiğine inananlardanım.

   Dünyanın pek çok ülkesinde uyuşturucu kullanan ile uyuşturucu satan aynı kefeye konulmaz. Çünkü biri çoğu zaman tedaviye ve desteğe ihtiyaç duyan bağımlıdır; diğeri ise insanların bağımlılığından para kazanan satıcıdır.

***

   Yıllar önce Frankfurt’taydım. Kent merkezindeki bir otelde kalıyordum. Akşam karanlığı bastığında büyük mağazaların girişlerindeki korunaklı boşluklar, evsizlerin geceyi geçirdiği yerlere dönüşüyordu.

   Sorduğumda, sokakta yaşayanların önemli bölümünün uyuşturucu bağımlısı olduğunu öğrenmiştim. Bölgede devletin ücretsiz ve temiz enjektör verdiği merkezler sabaha kadar açıktı.

Aynı bölge yoğun polis denetimi altındaydı. Bağımlılara koruyucu bir yaklaşım uygulanırken satıcılara göz açtırılmıyordu.

***

Frankfurt’tan Kuzey Kıbrıs’a dönelim…

   Ülkemize turist, seminer veya iş amacıyla gelen bir yabancı, Ercan’da bir-iki gram uyuşturucuyla yakalandığı zaman önce polis hücresine, ardından mahkemeye götürülüyor. Suçun Ağır Ceza kapsamına girmesi nedeniyle yargılama sürecini cezaevinde tutuklu geçiriyor.

   Mahkemeye çıkarıldığı gün adıyla, fotoğrafıyla sosyal medyada teşhir edilebiliyor. Son zamanlarda koruyucu bazı düzenlemeler yapılmış olsa da meselenin özü değişmiş değildir.

   Kariyer sahibi insanlar, ülkesine döndüğü zaman internette aramalarda “Uyuşturucu ile yakalandı” haberi öne çıkıyor. Kuzey Kıbrıs’a ulaşıp, “olay geride kaldı, lütfen haberi kaldırır mısınız?” diyerek istekte bulunduklarında bazı fırsatçılar, basit silme işlemi için ciddi para istiyor.

***

Geçtiğimiz günlerde kulağıma gelen bir olayı paylaşayım.

   Bir Alman turistin, Ercan’dan ailesiyle birlikte giriş yaparken yaklaşık bir gram uyuşturucu içeren sigarayla yakalandığı anlatıldı. Ailesine, “Siz gidebilirsiniz” denilmiş; adam hakkında da yasal işlem başlatılmış. Hâlâ cezaevi koşullarında tutuklu olduğu söyleniyor.

   Yarın serbest kalıp ülkesine döndüğünde burada yaşadıklarını Alman basınına anlatırsa ortaya çıkacak tablonun hesabını da yapmak zorundayız.

   1978’in ünlü Midnight Express filmini unutanlara hatırlatayım.

***

   “Turistlere uyuşturucu serbest olsun”, demiyorum.

   Ancak üzerinde ticarete değil kişisel kullanıma işaret eden çok küçük miktarda uyuşturucu bulunan kişiye uygulanacak yöntem mutlaka yeniden düşünülmelidir.

   Ercan’ın girişinde farklı dillerde açık uyarılar yapılabilir. Yolcuya, üzerinde yasaklı madde varsa ceza görmeden teslim etme imkânı tanınabilir. Teslim etmez ve yapılan kontrolde küçük miktarda uyuşturucu bulunursa maddeye el konulup makul fakat caydırıcı bir idari para cezası uygulanabilir. Vaka ile karşılaşılırsa çıkışta da benzer bir yöntem değerlendirilebilir.

***

Turistik bir ülkeysek ülkemize gelenler arasında uyuşturucu bağımlılarının da bulunabileceğini bilmeliyiz.

   Dünyadaki örnekleri inceleyerek ülkemize zarar vermeyen, insan onurunu koruyan ve satıcıyla kullanıcıyı birbirinden ayıran bir sistem kurabiliriz.

   Gerekirse yasal düzenleme Cumhuriyet Meclisinde yapılır.

   Noktayı koyarken şunu da söyleyeyim: Meclisimizde bu konuda deneyimleriyle akılcı, insani ve makul davranmaya hazır milletvekillerinin bulunduğuna inanıyorum.

   Yeter ki meseleye sloganlarla değil, akılla yaklaşalım.

Bu Haberi Paylaş

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu