15 Gün Su Kesintisi Kabul Edilemez

Bir şehir düşünün… Savaş görmemiş, bombalar altında yaşamamış, altyapısı yerle bir olmamış. Ama buna rağmen insanlar günlerce, haftalarca susuz bırakılıyor. Üstelik bu süre birkaç günle sınırlı değil; tam 15 gün.
Evet, yanlış duymadınız. On beş gün.
Dünyanın en zorlu coğrafyalarında bile su, hayati bir öncelik olarak görülür. Savaş bölgelerinde dahi ilk organize edilen hizmetlerden biri su teminidir. Çünkü su yoksa hayat yoktur. Ancak burada yaşanan tablo, akıl alır gibi değil. Bu bir doğal afet değil, ani gelişen bir kriz değil; planlanabilir, yönetilebilir bir süreçte insanların temel hakkı göz göre göre ellerinden alınıyor.
Peki soralım: Belediyelerin yerel su rezervleri neden yok? Kriz anları için oluşturulmuş acil durum planları nerede? Tankerle su taşıma hizmetleri neden devreye alınmadı? Daha da vahimi, bu hizmeti verenlere ulaşılamıyor. Telefonlar açılmıyor, muhatap bulunamıyor. Bu sadece bir altyapı sorunu değil; bu, açık bir yönetim zafiyetidir.
Bir diğer kritik soru da şu: Bu çalışma neden parçalara bölünmedi? Neden aylara yayılarak, insanların günlük yaşamını minimum etkileyecek şekilde planlanmadı? Modern şehir yönetimi dediğimiz şey tam da bunu gerektirir: İnsan hayatını merkeze alan planlama. Oysa burada tam tersi bir anlayışla karşı karşıyayız. İnsanlar adeta “idare edin” denilerek kaderine terk ediliyor.
Evlerde çocuklar var, yaşlılar var, hastalar var. Hijyenin, sağlığın bu kadar kritik olduğu bir çağda, insanları 15 gün susuz bırakmak sadece bir ihmal değil; ciddi bir sorumsuzluktur.
Devlet Su İşleri’nden yerel yönetime kadar tüm ilgili kurumlar bu süreçte sınıfta kalmıştır. Çünkü mesele sadece suyun kesilmesi değil; mesele, bu kesintinin nasıl yönetildiğidir. Şeffaflık yok, alternatif yok, çözüm yok.
Unutulmamalıdır ki su, bir lütuf değil, temel bir haktır. Ve bu hakkı korumak, yönetimlerin en asli görevidir.
Bugün yaşananlar, yarının daha büyük krizlerinin habercisi olabilir. Eğer ders çıkarılmazsa, aynı hatalar tekrar eder. Ama eğer bu tablo karşısında hâlâ “normal” diyebilenler varsa, asıl sorun da tam olarak burada başlıyor.
Çünkü susuzluk sadece musluklardan akan suyun kesilmesi değildir; aynı zamanda aklın, planlamanın ve sorumluluğun da kurumasıdır.
