Alper EliçinYazarlar

İstanbul’da Büyükdere Caddesi 1960-2026 – Bölüm 1

 

Büyükdere Caddesi İstanbul’un Beyoğlu yakasında önemli ana arterlerden biridir. Benim de yaşamımın önemli bir bölümü bu caddenin etrafında geçti. Cadde Şişli Camii’nden başlar, Hacıosman’da sona erer. Oldukça uzun bir yoldur. İstanbul’da bulunduğum dönemler yaptığım günlük yürüyüşler esnasında zaman zaman ben de bu yol boyunca yürüyorum. Çocukluğumdan beri kullandığım caddenin sürekli değişen çehresini bu sayede gözlemleme olanağı da buluyorum. İstanbul’dan uzak kalıp yedi-sekiz ayımı Girne’de geçirdiğim dönemlerde bile caddenin çehresinde önemli değişimler oluyor. Eski binalar yıkılıyor, yerlerine yenileri inşa ediliyor. Bazen de eskiden hali durumda olan alanların yerine yüksek binalar çıkılıyor. 1990’larda yapımına başlanan Taksim-Hacıosman metro hattına rağmen bu yüksek yapıların getirdiği yoğun nüfus artışı nedeniyle trafik de artık sürekli olarak tıkalı oluyor.

  1. Levent’te başlayıp Şişli’de biten son yürüyüşlerimin birinde caddenin eski haliyle yeni halini sistematik bir şekilde karşılaştırma olanağı buldum. Sonra da eve gelip internette eski bazı fotoğraflar buldum ve böylece bu iki bölümden oluşan yazı dizisi ortaya çıktı.

4.Levent’ten Şişli’ye Büyükdere Caddesi

Yürüyüşüme başladığım 4.Levent’te, artık Büyükdere Caddesini yüzeyden yaya olarak karşıdan karşıya geçmek mümkün değil. Buna karşılık metro istasyonunu kullanarak Çeliktepe tarafına erişmek olanaklı. O tarafa geçtiğinizde karşınıza dev bir bina çıkıyor.  Binanın adı İstanbul Sapphire; yerin altındaki 10 katla birlikte toplamda 64 katlı. Bina uzun süre AKP milletvekilliği yapmış olan Vahit Kiler’in girişimciliğiyle yapılmıştı. Grup mali sıkıntıya girince kısmen bir kamu bankası olan Halkbank’a satılmış, 2023’te tekrar Kiler Grubuna geçmiş. Halkbank 100 milyon dolara alıp 48 milyon dolara geri satmış. Vahit Bey’in ticari becerisi işte…

Binanın bulunduğu Çeliktepe, benim çocukluğumda bir gecekondu mahallesi olarak ortaya çıkmıştı. Sonra, o zamanlar yapılmış olan bir, ya da iki katlı binalar apartmanlara dönüştü ve mahalle büyük bir nüfus yoğunluğuna ev sahipliği eder hale geldi. Sapphire’in hemen yanında Çeliktepe’ye giren ana caddeyi geçince 4.Levent İETT transfer istasyonu var. Buradan, Tuzla’dan Habipler’e, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Göktürk’e kadar pek çok yere otobüs kalkıyor. Eskiden burası İETT’nin otobüs garajıydı. Beyoğlu yakasında Şişli Garajından sonra inşa edilen ikinci garajdı ve İETT’nin genişleyen otobüs filosuna hizmet verebilmek için inşa edilmişti. Arazisinin Kadir Topbaş döneminde Arap sermayesine satılması gündeme geldi, ancak sivil toplum örgütlerinin verdiği hukuk mücadelesi sonucunda şimdilik İETT’nin uhdesinde kalmaya devam ediyor.

Caddede 1. Levent’e doğru yürümeye devam ettiğinizde, sağınızda eski Büyükdere Caddesinden bir bölümün kaldığı dikkatinizi çeker. Burası şimdi yan yol olarak kullanılmaktadır. Bu yolun üzerinde ve daha sonra bu yolun şimdiki Büyükdere Caddesi’ne birleştiği kısımda, bugünkü Kanyon AVM’den Zincirlikuyu Mezarlığı’nın duvarına kadar olan alanda, benim çocukluğum ve gençliğimde fabrikalar yer alırdı. Bunlar, bacasız sanayi diye tanımlanan kategoride tesislerdi. 4. Levent’ten başlayarak, sırasıyla Sandoz İlaç, Tekfen Ampül , Fako İlaç, Deva İlaç, Neyir Triko, Apa Ofset, Metal Kapak, Eczacıbaşı İlaç, Roche, Renault-Mais ve Philips Elektronik yer alıyordu. Şimdi bunların yerini, Tekfen Tower, QNB binası gibi iş kuleleri, uluslararası zincirlere ait iki otel, MetroCity, Özdilek ve Kanyon gibi AVM’ler aldı. Fabrikaların kurulumuna paralel olarak bu ana arterin arkasında Gültepe mahallesi oluşmuş. Kuruluşu Çeliktepe’den de eskiye dayanır. Yine bir gecekondu mahallesi olarak doğan bu semt zamanla Çeliktepe ile de birleşerek Kağıthane ilçesinin en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri haline geldi.

Levent Fabrikalar-70li yıllar

Foto: İstanbul Üniversitesi Coğrafya Dergisi 2020

Caddenin Levent tarafında ise tek bir fabrika bulunurdu Squibb İlaç. Bu fabrikanın yakınına daha sonra bir gazoz fabrikası ve Çanakkale Seramik’in Genel Müdürlüğü geldi. Bugün 2500 nüfuslu bir mahalle olan Levent’in çok önemli bir gereksinimini karşılayan 10 bin kişilik Barbaros Camii, eski Squibb arazisinde yer alıyor. Mahalleli her önünden geçtiğinde bu eseri bizlere kazandıran kişiye dua ediyor. Bu dualar komşularla evlerde yapılan buluşmalarda bazen yüksek sesle de yapılıyor.

Benim çocukluluğumda Levent ve Çeliktepe’den Levent’e gelen yaşıtlarımız bahçelerden çiçek ve meyve koparttıklarından olaylar çıkar, Büyükdere Caddesi’nin Levent tarafında kalan ve Levent/Baltalimanı deresinin kaynaklarının bulunduğu hali arazide ise ufak çaplı taşlı muharebeler olurdu. Neyse ki uzaktan atılan taşlardan kimse yaralanmadı. Burjuva çocuklarıyla proletarya çocuklarının 1960’lardaki çatışmaları işte… Bu tarihi cephe hattında bugün Sabancı Holding Binaları, İkinci Köprü bağlantısını sağlayan kavşak, İş Bankasının kuleleri ve Yapı Kredi‘ye ait dört blok  var. Bu dört bloğun önündeki otobüs durağının adı da ‘Fabrikalar’. Caddede fabrikalar döneminden kalan son bir iz…

Gençlik yıllarımda yaz akşamları en büyük eğlencelerimizden biri yazlık Levent Sineması’na gitmekti. Türk filmlerine yer verilen bu sinemada iki film arka arkaya gösterilirdi. Biz mahallenin adolesan erkekleri bu vesileyle, aileleriyle gelmiş olan mahallenin kızlarıyla gazoz, frigo vs alırken sohbet etme olanağı bulurduk. Zaten asıl amaç film izlemek değil kızlarla konuşabilmekti. Mecburen hava karardıktan sonra başlayan filmler ancak gece 01:00 civarında biterdi. Yürüyerek 1. Levent’ten 3. Levent’teki evlerimize dönmemiz gece 01:30’u bulurdu.

Levent Yazlık Sineması

Foto: Etiler Dostları facebook sahifesi

Sinemanın oynadığı alanın hemen yanında Levent’e su sağlayan, üzerinde Hayat Mecmuası reklamı bulunan bir su kulesi vardı. Gerek kule, gerekse sinemanın bulunduğu düzlük, zamanla arazi kıymetlenince yerini HSBC Türkiye Genel Müdürlüğü’ne bıraktı.  Bina 2003 yılında El Kaide tarafından bombalandı ve uzun yıllar atıl kaldı. 2011’de otele dönüştürülmüş olarak yeniden işlevsel hale geldi.

Eskiden Nispetiye Caddesi gidiş dönüş iki şerit olarak doğrudan Büyükdere Caddesine bağlanırdı. Ancak, trafik arttıkça bu kavşaktan Büyükdere’ye çıkmak riskli hale geldi ve 1973’te buraya bugün hala kullandığımız alt geçit yapıldı. Alt geçit yapılırken, Zincirlikuyu Mezarlığının da bir bölümü istimlak edildi. Bu istimlaka rağmen kavşak normal karayolu geometrisine uygun yapılamadı ve oldukça sert bir sola dönüş ortaya çıktı. O nedenle hızını kontrol edemeyen pek çok aracın mezarlık duvarına çarptığı kazalar oldu ve hala da oluyor.

 

Nispetiye Caddesi’nin Büyükdere Caddesi’ne kavuştuğu kavşağın 1980’deki görünümü

Foto: #tarihifotoğraflarturkiye

Boğaziçi Üniversitesi’nden sınıf arkadaşım Alpaslan otomobillere ve ralliciliğe çok meraklıydı. Okuldan çıktıktan sonra kullandığı beyaz Renault 12 ile bu kavşağa hızla girer ve sert bir şekilde virajı alırdı. Benim aracım olmadığından o zamanlar oturduğumuz Nişantaş’taki evimize dönerken Zincirlikuyu’da bırakması için arabasına binerdim. Ancak kötü bir kaza olacağı endişesiyle bir süre sonra büyük ebeveynlerimin 3. Levent’teki evine gideceğim bahanesiyle 1. Levent girişinde arabasından inmeye başlamıştım. Neyse ki Alpaslan arabasıyla mezarlık duvarına yapışmadan okuldan mezun oldu.

Nispetiye Caddesi’nin bittiği noktada eskiden beri bulunan bir bina var; eski adıyla Ayyıldız Mayoları, yeni ismi ise Ayyıldız Collection. Dünyanın pek çok tanınmış mankeni ile çekilmiş mayo fotoğrafları bir zamanlar oldukça popülerdi. Ancak isminin Ayyıldız olması bile bu markayı dinci iktidarların hışmından kurtaramadı. Atatürk Havalimanı’ndaki bir reklamının üstünün örtülmesiyle başlayan baskı sonucunda, marka parlak günlerini bir miktar geride bıraktı. O etkileyici reklamlar da ortadan kalktı.

Zincirlikuyu Mezarlığı 1935’de açılmış. İstanbul’un en tercih edilen mezarlıklarından biri olma özelliğini taşıdığından, geçmişte gömülen bir kişinin üstüne olmadığı sürece, artık mezar yeri bulmak pek olası değil. Hatta mezarlık o kadar doldu ki, arkaya doğru duvarlarını aşarak, sırttan aşağıdaki vadiye doğru genişledi.

Yukarıda değinmiş olduğum Nispetiye Caddesini Büyükdere Caddesine bağlayan alt geçitten kaza yapmadan çıktığınızda, hemen sağınızda mezarlığın kemerli kapısını görürsünüz. Bu kapının girişine 2003’te yapılan restorasyon esnasında Ali İmran suresinin 185. ayeti olan ‘Her canlı ölümü tadacaktır’ eklendi. Bu ayet acaba kazada ölme korkusuyla Alpaslan’ın arabasından Levent’te inmem nedeniyle konmuş olabilir mi diye zaman zaman düşünmeden edemiyorum.

Mezarlığın hemen bitişiğinde, zaman içinde değişik isimler altında hizmet veren bir meslek lisesi bulunuyor. Hemen karşısındaki boş araziye ise Garanti BBVA’nın genel müdürlüğü inşa edildi. Daha önceleri askeri lojmanların bulunduğu yanındaki alanda ise halen Next Level İstanbul isimli muazzam bir gayrimenkul geliştirme projesi gerçekleştiriliyor.

 

Garanti BBVA Genel Müdürlük Binası

NeXT Level İstanbul

Yolun iki yanında yükselmekte olan yapıların arasından yürüyüşünüze devam ederseniz, bir süre sonra Zincirlikuyu’daki viyadüklü kavşağa ulaşıyorsunuz. Artan yapılaşma sonucu tıkanma noktasına varan Büyükdere Caddesi ile yine trafiğin zar zor ilerlediği ve Menderes döneminde inşa edilen Barbaros Bulvarı burada birleşiyor.

 

Zincirlikuyu Viyadüğü inşa halinde (1970’ler)

 

Yukarıdaki fotoğrafın sol tarafında Çiftçiler Holding’in Volkswagen satış merkezi ve servis istasyonu vardı. O zamanlar Volkswagen ve Audi’nin distribütörlüğü henüz Doğuş Grubuna geçmemişti. Şimdi o arazide daracık ama oldukça yüksek Çiftçi Towers yer alıyor. Çelik konstrüksiyon olan bu binada asansör böbreğinin dışında ne kadar kullanım alanı kaldığını çok merak ediyorum. Şiddetli rüzgarda da üst katta oturacak olanlar herhalde emniyet kemeriyle bağlanacaktır diye düşünüyorum.

Yukarıdaki fotoğrafta viyadük inşaatının arkasında büyük bir çukur göze çarpıyor. Günümüzde burada 25 yılı aşkın bir süredir boş duran Tat Towers yer alıyor. Bina Salih Tatlıcı tarafından inşa ettirilmiş. Kendisi 2009’da vefat ettikten sonra miras kavgaları yüzünden bir türlü iskana açılamamış. Bir başka iddiaya göre ise temelindeki çatlaklar nedeniyle iskan edilemiyormuş. Artık söyleyenlerin yalancısıyım. Zaten bina artık tamamen demode olduğundan nedeni çok da önemli değil.

Ancak bu binanın bulunduğu yerde bulunan Puro Fay Fabrikası’nı unutmamak lazım. Eczacı Necip ve kardeşi Cemil Akar’ın 1930’lu yıllarda kurdukları bu şirket, Şampuan Cemil, Necip Bey Kremi, Radyolin Diş Macunu, Gripin grip ilacı, Opon ağrı kesici gibi ürünleriyle bilinirdi. Daha sonra kardeşler ayrı yollara gitmişler. Cemil Bey bir süre daha ilaç sektöründe kalıp, daha sonra gıda sektörüne geçiş yaparken Necip Bey temizlik ürünleri sektörüne girmiş. Türkiye’nin ilk yerli banyo sabunu Puro’yu ve ilk toz yüzey temizleyicisi Fay’ı üretmiş. Biz de ailemizde uzun yıllar bu iki ürünü kullandık. Önemli yabancı menşeili rakipleri Lux sabunları ve Vim idi.

Puro Fay Fabrikası 1960lı yıllar

Kaynak: Etiler Dostları Facebook sayfası

Puro Fay’ın bulunduğu yerdeki Tat Towers

Necip Bey reklama da çok önem verirmiş. Hatta bir keresinde uçakla İstanbul üzerinde küçük sabun paketçikleri atarak promosyon bile yapmış. Fabrika binasının girişindeki üç boyutlu dev kırmızı Fay kutusu reklamı küçükken otobüsle önünden geçerken hep ilgimi çekerdi.

Erler Film’in 1962 yapımı Küçük Beyefendi filminde de geçen bu fabrika, Zincirlikuyu’nun ikonik binalarından biriydi. Herhalde o filmin fabrikanın girişinde çekilmesi de Necip Bey’in bir fikriydi. Aşağıda Türk filmi meraklılarının izlemesi için koyduğum bağlantının 24. dakikasından itibaren fabrikanın giriş kapısında geçen, Belgin Doruk ve Göksel Arsoy’un oynadığı sahneyi görmek mümkün.

https://youtu.be/20wS-gonCwo?si=rEM5auz5NfSYBkIT

Kavşağın altından geçip Barbaros Bulvarında biraz ilerlediğinizde ise, daha Birinci Çevreyolu’na gelmeden büyük bir yapı kütlesi gözünüze çarpar. Burada eskiden Karayolları’nın bir binası vardı. Çevreyolu yapılırken inşa edilen bir yapıydı ve Çevreyolu ve Boğaz Köprüsü’nün bakımı ile ilgili bölge müdürlüğüne aitti. Onun yerine şimdi Zorlu Center yapıldı. Ofis bloklarına ve rezidanslara ek olarak, Raffles Hotel, bölgenin en büyük performans sanatları merkezi ve İstanbul’un en lüks alışveriş merkezlerinden biri de burada. İmar planının ciddi şekilde dışına çıkılarak inşa edildiği söyleniyor.

Zorlu Center

Kaynak: Tripadvisor

(devamı haftaya)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu