Taktım Ben Bu Tarih İşine…

Daha önceden de yazmıştım.
Hatta “Temmuz’da hangi güne rast gelecek acaba” diye de sormuştum.
Kıbrıs’ta “beş artı bir” modeliyle başlayan, ya da başlatılan görüşme metodunda ilk durak olarak 2 Nisan tarihi belirlenmişti.
Tam da Güney Kıbrıs’ta terör örgütü EOKA’nın kuruluş yıldönümü kutlamalarının bir ertesi günü.
Bekledik, gördük olanları.
O gün bir sonra zirve için de Temmuz ayı sonları denilince de sorduk:
“Temmuz sonu derken, 20 Temmuz’a ne kadar uzak ne kadar yakın olacak..?” diye.
Bir baktık ki merak ettiğimiz tarih 16-17 Temmuz imiş.
Yani 15 Temmuz’un hemen sonrası.
Hadi bakalım, buyur burdan yak..!
Bu bir rastlantı mı..?
Sen ilk “beş artı bir” zirvesini hemen EOKA’nın kuruluş yıldönümünün ertesi gününde yap.
Sonra da dön ve ikinci zirveyi de Kıbrıs’ta Yunan Cumtası’nın faşist darbesinin bir gün sonrasına planla.
Nisan ayındaki zirve sonrasında “bakalım ikinci zirve hangi tarihte olacak” diye sorduğumda bana “amma da kuruntulusun” diyen arkadaşlara buradan selam olsun.
Peki ne oluyor..?
Birleşmiş Milletler bu tarihlerin ne anlam taşıdığını bilmiyor mu..?
Yoksa biliyor da planladığı başka birşeyler mi var..?
Çok fazla komplo teorisi üretmemek lazım.
Ama bu gibi önemli buluşmalara tarafların hangi pssikoloji ve motivasyon ile geldiği önemlidir.
Sorarım:
16 Temmuz değil de 21 Temmuz olsaydı Rum tarafı bu işe ne derdi acaba..?
Gelirler miydi acaba..?
Kesin olarak bilemeyiz.
Ama az çok da olsa olacakları tahmin edebiliriz.
Uzatmayalım.
Sonuç olarak zirve tarihi belli oldu.
Gidelim bakalım bu sefer ne olacak…

