Son cumhurbaşkanlığı seçimi, milattır…

ANKARA… KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti ya da Kıbrıs Türk halkı ile Türk halkının kader birliği ve dayanışmasının yaşamsal önemi var. Neden? Kıbrıs Türk halkının temel haklarına saygı duyularak kabul görmesi için 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin askeri müdahalesi beklendi.
Rum tarafı 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken, istemeye istemeye Kıbrıslı Türklerin, ortaklık haklarını kabul etti. Makarios, istemeyerek Dr. Fazıl Küçük’le Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş anlaşmasına imza attı.
Bu anlayış değişmediği için Kıbrıs sorununun çözümü için anlaşmaya varılması engelleniyor.
Öteki gerekçeler, gerçek niyetinin örtüsüdür.
***
Kıbrıslı Türklerin, Türkiye ile yakın işbirliğinden rahatsız olmaya, hakkınız var mı? Bu soruyu hem Rumlara hem de Kıbrıs sorununa ilgi duyan yabancılara sorarım. Elbette tatminkar yanıt veremiyorlar.
Devamında söylediğim şudur: ‘Kıbrıslı Türkler, Türkiye ile, ana – yavru ilişkisinden ziyade, zorlamasız, karşılıklı saygıya dayalı bir ilişki istemektedir.
Kıbrıslı Rumlarla, Yunanistan arasındaki benzer iş birliğinden bizim Türkiye ile ilişkilerimiz çok daha yaşamsaldır. Çünkü Türkiye’nin dışında hiçbir ülke uluslararası kuruluş Kıbrıs Türkünün kendi kendine yönetme hakkı dahil haklarına eylemsel destek vermemektedir.
Eğer Kıbrıslı Türklerin çok çok büyük çoğunluğu, ‘Türkiye olmasa bizim halimiz ne olur?’ sorusunu soruyorsa bu sorunun nedeni Kıbrıslı Türkleri, 21 Aralık 1963’ten beri haksız yere mahkum eden Rum – Yunan tarafı ve onlara yakın duranlardır.’
***
İyi günde kötü günde Kıbrıs Türkünün yanında duran Türkiye ile ilişkilerin, karşılıklı duyarlılığa saygılı olarak korunup gelişmesi gerekir.
KKTC – Türkiye ilişkilerinin kalitesini, olumsuz etkileyen, Kıbrıs Türk halkının iradesine güvenmeyen, Kıbrıslı Türk siyasetçilerin, iktidar unsurlarının önemli bir kısmıdır.
Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının özgür iradesine güvenmemesini dürten, Kıbrıs Türk Halkına güvenmeyen Kıbrıs’tan isimlerdir. Boş verin Kıbrıs Türk Halkı’nın bütünlüklü iradesine güvenmemeyi, kendi partilerinin, üyesine, delegesine bile güvenilmemesinin örneklerini yaşayarak gördük.
***
1958’lerden başlayarak TMT’yi de arkasına alan bir anlayışın, boş verin muhalefet tanımlamasını, farklı düşünce seslendirilmesine tahammülü olmadı.
Tahammül edemedikleri Kıbrıslı Türkleri, ‘Hain… Türkiye ve Türklük düşmanı… Paralı ajan… Satılmış… Rumcu’ gibi isimlendirmelerle damgalamaya çalıştılar.
Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının geniş kesimleriyle iletişimin önüne duvar örüldüğü için bu sahte suçlamalar Ankara’da kabul gördü.
Eğer sıkışırlarsa Türkiye’ye, ‘Tamam biz ‘yanlışlıkla’ hırsızlık yaptık. Ama biz milliyetçi onlar hain… Bize kızıp hainleri mi destekleyeceksiniz?’ sorusunu yönelttiler.
Siyasetimizi Türkiye’den hiçbir ‘müdahale’ Kıbrıs’tan davetiye olmadan gerçekleşmedi.
***
Ankara’da çok değerli kabul ettiğim kişilerle görüşme, iletişim olanağı buldum. Söylediklerini dinlerken, benim söylediklerime tepkileri de not ettim.
Bu gün 10 Ocak 2025… Okurlarım farkındadır, son dakika görüş yazmayı sevmem. Aylar öncesinden bir konuda görüşlerimi, saptamalarımı, öngörülerimi yazarım. Bir hedef tarih varsa, o tarih yaklaşırken, geçmişle bağlantılı görüş güncellememi yaparım. Kısa kısa yazayım…
19 Ekim 2025 KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi, Türkiye – KKTC seçim dönemi ilişkileri bakımından bir dönüm noktası, bir milattır.
1974 sonrası demografik değişimle oluşan Kıbrıs Türk seçmeni, köken farkı olmaksızın, standart tercih ortaya koydu. Geçmişte sonuç veren girişimler aynen denendi ama sonuç vermedi.
UBP ve ortaklarının seçmen kitlesi, partilerinin istek ve yönlendirmesine rağmen Ersin Tatar’a değil, Tufan Erhürman’a oy verdi.
Tufan Erhürman, seçim döneminde farklı ve yeni bir söylem geliştirmedi. En az dokuz yıldır, Kıbrıs sorunu ve Türkiye ile ilişkilerde ne diyorsa, sözcük farklılıklarıyla onu söyledi. Tatar’ın kampanyasını yönetenler, Erhürman’ı farklı polemiklerin içine çekmeye çalıştılar ama olmadı.
Tufan Erhürman, hatta CTP’nin Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını savunurken, Türkiye’yi yok saymayacağını Ankara da gördü.
Kısacası, Kıbrıs Türk halkının irade yeteneği, irade sağlamlığı Ankara’yı korkutmuyor. Lekesiz iradenin Türkiye’nin de yararına olduğu saptandı.
Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ta olan bitenden haberi var mı? Hiç kuşkunuz olmasın var.


