Dünya yeniden sertleşirken, Dünyadan habersizlik

Dünyanın merkezi bize göre tartışmasız Lefkoşa’daki saray önü meydanıdır. Tam nokta olarak tespit yapılacaksa da dikili taştır.
Egemen anlayışın pratiğine baktığınız zaman dünya umurlarında değildir. Biz dünyada ne olup bitiyoruz gailesini çekeceğimize, dünya bize bakıp dert çıkarsın anlayışı bile olabilir.
Medyada da bu anlayış egemen olursa hap yutulur. Tıpkı bizde olduğu gibi.
Güney’deki seçimlerle ilgili değerlendirmemi de yarına bırakıp buralardan uzaklara bakmaya karar verdim. İsveç’in gündemini araştırdım. Oraları yazmaya kararlaştırdım bugün.
***
İsveç basınında gündemde öne çıkanları merak edince dikkatimi çeken ilk gerçek şu oldu…
İsveç artık yalnızca IKEA, Volvo, ABBA ya da refah devletiyle anılan bir ülke değildir.
İsveç’in manşetleri artık güvenlik, savaş riski, NATO, Rusya ve Avrupa’nın geleceğiyle doludur.
Bu değişim tesadüf değildir. Çünkü dünya değişiyor. Dünya değişirken de en sakin görünen toplumların bile ruh hali değişiyor.
***
Uzun yıllar tarafsızlık politikasıyla kendine güvenli bir alan yaratan İsveç, bugün NATO içinde en aktif tartışmaların merkezindeki ülkelerden biri haline geldi. Helsingborg’da yapılan NATO Dışişleri Bakanları toplantısı bunun somut göstergesidir. Toplantının ana gündemi savunma harcamaları, ABD’nin Avrupa’daki askeri ağırlığını azaltma ihtimali ve Ukrayna savaşıydı.
Eskiden İsveç basınında çevre, eğitim, sosyal haklar daha fazla öne çıkardı. Şimdi ise savunma sanayi üretimi, Baltık Denizi güvenliği ve Rusya kaynaklı tehditler manşetlerde üst sıralardadır.
Aslında bu durum yalnız İsveç’in değişimi değildir. Avrupa’nın ruh halinin değişimidir.
Çünkü Avrupa artık savaşın uzağında olduğuna inanmıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’nın psikolojisini kökten değiştirdi. Özellikle Baltık bölgesine yakın ülkelerde güvenlik kaygısı çok yükseldi. İsveç’in NATO’ya girişinden sonra Kuzey Avrupa’da yeni bir askeri denklem oluştu. NATO’nun “Arctic Sentry” adı verilen yeni Kuzey Kutbu güvenlik yapılanması da bunun parçasıdır.
***
İsveç basınındaki tartışmalarda dikkat çeken bir başka nokta da Amerika Birleşik Devletleri’ne duyulan güvenin sorgulanmasıdır.
Trump döneminin geri dönüşüyle birlikte Avrupa’da şu soru daha yüksek sesle soruluyor:
“Amerika gerçekten Avrupa’yı eskisi gibi koruyacak mı?”
Bu soru küçümsenecek bir soru değildir. Çünkü Avrupa güvenlik mimarisi büyük ölçüde ABD’ye dayanıyordu. Şimdi ise Washington’un askeri yükü azaltabileceği konuşuluyor. NATO toplantılarında bunun açık açık tartışılması bile başlı başına önemli bir gelişmedir.
***
İsveç basınında ekonomiyle güvenliğin iç içe geçtiği de görülüyor. Savunma harcamalarının artması sosyal devlet anlayışını zorlayabilir. Avrupa’nın refah modeli ciddi baskı altına girebilir. Çünkü savaş korkusu arttığı zaman bütçelerde ilk büyüyen kalem savunma olur.
Bu yalnız Avrupa’nın değil dünyanın ortak gerçeğidir.
Silah harcamaları büyüdükçe sosyal harcamalar küçülür.
İnsanlık tarihi bunu defalarca yaşadı.
Bir başka dikkat çekici konu ise Baltık bölgesindeki drone gerilimleri oldu. İsveç’teki NATO toplantısında Rusya bağlantılı güvenlik riskleri ve hava sahası ihlalleri de gündeme geldi.
Bütün bunları okuyunca insan ister istemez düşünüyor…
Dünya gerçekten yeni bir döneme mi giriyor?
Belki de en doğru tanım şudur:
Soğuk Savaş bitmişti ama korkuları hiç bitmemişti.
Şimdi o korkular yeniden görünür hale geliyor.
İsveç basınına bakınca bunu çok net hissediyorsunuz.
Sessizliğin yerini tedirginlik alıyor.
Tarafsızlığın yerini saflaşma alıyor.
Refahın yerini güvenlik kaygısı dolduruyor.
Ve dünya, yeniden sertleşiyor.




