Derviş DoğanYazarlar

Üç Maymunu Oynamaktan Vazgeçin

Bir toplumun geleceği, çocuklarına ne kadar sahip çıktığıyla ölçülür. Onların güven içinde büyüyebildiği, hayaller kurabildiği ve umutlarını yeşertebildiği bir düzen kuramayan toplumlar, yarınlarını da tehlikeye atmış olurlar.

Geçtiğimiz gün yaşadığımız acı olay, yalnızca bir çocuğun yaşadığı trajedi değildir. Bu olay, uzun yıllardır görmezden gelinen sorunların, ertelenen çözümlerin ve duyarsızlığın ortaya çıkardığı ağır bir tablodur. Hayatının en güzel yıllarını yaşaması gereken bir çocuk, şimdi fiziksel ve psikolojik yaralarla mücadele ediyor. En büyük tesellimiz ise hayatta olmasıdır.

Ancak kendimize dürüst davranmalıyız. Bu yaşananları münferit bir olay olarak değerlendirmek, sorumluluktan kaçmak anlamına gelir. Çünkü sorun yalnızca bir okulda, bir sınıfta veya bir bireyde değildir. Sorun, çocukların güvenliğini sağlaması gereken sistemin artık alarm veriyor olmasıdır.

Kalabalık sınıflar, yetersiz rehberlik hizmetleri, psikolojik destek mekanizmalarının eksikliği ve eğitim kurumlarında giderek büyüyen denetim zafiyetleri yıllardır dile getiriliyor. Eğitim emekçileri, uzmanlar ve veliler defalarca uyarılarda bulundu. Ne var ki bu uyarılar çoğu zaman kulak ardı edildi. Sonuçta bedeli çocuklar ödedi.

Eğitim sadece matematik, fen veya tarih öğretmek değildir. Eğitim aynı zamanda çocukların güvenliğini sağlamak, onları fiziksel ve ruhsal açıdan korumak demektir. Bir çocuk okul kapısından içeri girdiğinde ailesi onu devlete emanet eder. Devletin en temel görevi de bu emaneti korumaktır.

Gelişmiş demokrasilerde benzer olaylar yaşandığında yalnızca soruşturma açılmaz. İhmaller ortaya çıktığında siyasi sorumluluk da gündeme gelir. Çünkü makamlar sadece yetki değil, aynı zamanda hesap verme sorumluluğu taşır. Siyasi etik bunu gerektirir. Çocukların zarar gördüğü bir sistemin yöneticileri, “Benim sorumluluğum yok” diyerek işin içinden çıkamaz.

Bugün yapılması gereken şey suçlu arayışını birkaç kişiyle sınırlamak değil, sistemi bütünüyle sorgulamaktır. Rehberlik servisleri güçlendirilmeli, sınıf mevcutları azaltılmalı, okul güvenliği yeniden ele alınmalı ve çocukları korumaya yönelik mekanizmalar etkin hale getirilmelidir. Aksi halde benzer acıları yaşamaya devam ederiz.

Bir çocuğun gözyaşı bile bir toplum için utanç vesilesi olmalıdır. Çünkü çocuklarını koruyamayan bir düzenin başarıdan, kalkınmadan veya gelecekten söz etmesi mümkün değildir.

Umarız bu olay, birkaç gün konuşulup unutulan bir haber olarak kalmaz. Umarız bu kez gerçekten ders çıkarılır. Çünkü kaybedilen her çocukluk, aslında toplumun geleceğinden koparılan bir parçadır.

Bir çocuk daha zarar görmeden, bir çocuk daha hayallerinden koparılmadan gereken adımlar atılmalıdır. Yarın çok geç olabilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu