Derviş Doğan

Hükümet Gidici Muhalefet Hazır Olmalı 

Ekonomik krizlerin en tehlikeli tarafı yalnızca rakamlarda yarattığı tahribat değildir. Asıl tehlike, sorunların doğru teşhis edilmemesi ve günü kurtaran politikaların “başarı hikâyesi” gibi sunulmasıdır. Çünkü ekonomide yapısal sorunlar varsa, yalnızca büyümeyi önceleyen politikalar çoğu zaman enflasyonu daha da körükler. Bugün yaşadığımız temel sorunlardan biri de tam olarak budur.

Ekonomik büyüme ile kalkınma aynı şey değildir. Büyüme; rakamların şişmesi, piyasanın geçici hareketlenmesi ya da tüketimin artmasıyla sağlanabilir. Ancak kalkınma; üretim kapasitesinin güçlenmesi, gelir dağılımının iyileşmesi, kurumların sağlamlaşması ve toplumun refahının kalıcı şekilde artmasıdır. Siz üretmeden büyüyorsanız, ithalata bağımlı bir tüketim düzeniyle ekonomiyi ayakta tutmaya çalışıyorsanız, ortaya çıkan tablo sürdürülebilir olmaktan uzaklaşır. Bunun doğal sonucu ise yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücünün erimesidir.

Dolayısıyla bir ülkenin öz kaynaklarının ne olduğu, bu kaynakların nasıl değerlendirildiği ve ekonomik yükünün ya da getirilerinin nasıl hesaplandığı hayati önem taşır. Ne var ki mevcut hükümetin bu noktada ciddi bir vizyon eksikliği yaşadığı artık toplumun geniş kesimleri tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ekonomik planlama yerine günübirlik kararların tercih edilmesi, üretim yerine borçlanma ve dış kaynak bağımlılığına yönelinmesi, ülkeyi daha kırılgan hale getirmiştir.

Ancak mesele yalnızca hükümetin başarısızlığı değildir. Ana muhalefetin de ekonomi konusunda toplumun önüne güçlü, somut ve ikna edici bir yol haritası koyabildiğini söylemek zordur. Eleştiri yapmak elbette siyasetin doğal bir parçasıdır fakat halk artık yalnızca eleştiri değil, uygulanabilir çözüm önerileri görmek istemektedir. Yapısal reformların nasıl yapılacağı, kamu maliyesinin nasıl disipline edileceği, üretimin hangi alanlarda destekleneceği ve genç nüfusun ülkede nasıl tutulacağı konusunda net projeler ortaya konulmadan güven oluşturmak kolay değildir.

Bugün UBP-DP-YDP hükümetinin siyasi ömrünün son düzlüğe girdiği yönündeki değerlendirmeler toplumda giderek daha fazla karşılık buluyor. Uzatmaları oynayan bir hükümet görüntüsü, yalnızca siyasi yorgunlukla değil, ekonomik tükenmişlikle de ilişkilidir. Halkın gündelik yaşamında hissedilen ağır ekonomik baskı, mevcut yapının sürdürülebilir olmadığına dair güçlü bir kanaat oluşturmuş durumdadır.

Fakat unutulmaması gereken önemli bir gerçek vardır: Bir hükümetin yıpranmış olması, alternatifin otomatik olarak güven verdiği anlamına gelmez. Yeni dönemde topluma umut verecek olan şey yalnızca iktidarın değişmesi değil; ekonomik gerçeklerle yüzleşebilen, yapısal sorunları doğru teşhis eden ve kısa vadeli popülizm yerine uzun vadeli kalkınmayı hedefleyen bir anlayışın ortaya çıkmasıdır. Çünkü bu ülkenin artık sloganlara değil, ciddi bir ekonomik akla ihtiyacı vardır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu