Sağ Oylar Yükselişte

Kıbrıs Rum siyasetinde ortaya çıkan son seçim tablosu, yalnızca partilerin sandalye dağılımını değil, toplumun ruh hâlini de gözler önüne seriyor. Özellikle bağımsız ve alışılmış siyaset kalıplarının dışında yükselen isimlerin dikkat çekmesi, halkın mevcut düzene yönelik sorgulamasının artık gizlenemez bir noktaya ulaştığını gösteriyor.
YouTube fenomenliğinden Avrupa Parlamentosu üyeliğine, oradan da şimdi Güney Kıbrıs Meclisi’ne uzanan süreçte Fidias Panayiotou’nun “doğrudan demokrasinin doğuşu” vurgusu aslında sadece bir seçim sloganı değildir. Bu çıkış, geleneksel siyaset kurumlarına duyulan güvensizliğin dışavurumudur. Çünkü günümüz insanı artık yalnızca seçimden seçime hatırlanan bir seçmen olmak istemiyor; karar süreçlerinde doğrudan söz sahibi olmayı talep ediyor.
Bu durum yalnızca Güney Kıbrıs’a özgü değildir. Dünyanın birçok yerinde klasik parti yapıları ciddi bir meşruiyet krizi yaşamaktadır. İnsanlar artık ideolojik ezberlerden çok samimiyet, erişilebilirlik ve hesap verebilirlik arıyor. Sosyal medyanın etkisiyle birlikte siyasetçinin kürsüde söylediğiyle günlük hayatta yaptığı arasındaki fark daha görünür hâle geldi. Böyle olunca da sistem dışından gelen isimler toplumda karşılık bulabiliyor.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Sisteme duyulan öfke, her zaman sağlıklı bir siyasi dönüşüm üretmez. Tepki oyları bazen çözüm değil, yalnızca biriken hayal kırıklığının kısa süreli patlaması olabilir. Doğrudan demokrasi kulağa son derece cazip gelir; fakat bunun sürdürülebilirliği, kurumsal yapılarla nasıl dengeleneceğine bağlıdır. Aksi hâlde siyaset, uzun vadeli devlet aklından uzaklaşıp popüler duyguların günlük dalgalanmalarına teslim olabilir.
Öte yandan geleneksel partilerin açıklamalarına baktığımızda da savunma psikolojisi dikkat çekiyor. Nikolas Papadopoulos partilerinin gücünü koruduğunu söylerken aslında değişen toplumsal zemini kabul etmek zorunda kaldıklarını da dolaylı biçimde itiraf ediyor. Stefanos Stefanou “halkın içinde olmaya devam edeceğiz” derken, Annita Dimitriu güvenlik ve istikrar vurgusuna sarılıyor. Çünkü artık yalnızca ideoloji yetmiyor; seçmen somut çözüm, ekonomik güvence ve dürüstlük arıyor.
Belki de seçimlerin en önemli mesajı şudur: Toplum artık eski siyasal dil ile ikna olmuyor. Korku siyaseti, hamaset, kutuplaştırma ve ezber söylemler giderek etkisini kaybediyor. Yeni dönemde ayakta kalacak olanlar; halkı gerçekten dinleyen, şeffaf davranan ve eleştiriye açık olabilen siyasetçiler olacaktır.
Kıbrıs’ın her iki tarafında da siyaset kurumunun bu gerçeği görmesi gerekiyor. Çünkü halkın sisteme olan güveni zayıfladığında ortaya çıkan boşluğu ya yeni demokratik modeller doldurur ya da kontrolsüz popülizm. Aradaki çizgi ise sanıldığından çok daha incedir.
