Ünal Bey Hala Farkında Değil

Siyasette en tehlikeli an, halkın öfkesinin büyümesi değildir.
Asıl tehlike, yönetenlerin o öfkeyi hâlâ “geçici bir gürültü” sanmasıdır.
Bugün gelinen noktada Sayın Ünal Üstel’in halkın kendisine, hükümetine ve partisine yönelik ciddi bir tepki oluştuğunu tam anlamıyla kavrayabildiğini düşünmüyorum. Çünkü farkında olan bir siyasetçi, sürekli konuşmaz; dinlemeye başlar. Sürekli savunmaya geçmez; özeleştiri yapar. Sürekli mazeret üretmez; çözüm üretmeye çalışır.
Oysa bugün gördüğümüz tablo tam tersidir.
Ekonomik sıkıntılar büyürken, toplumun devlete olan güveni zedelenirken, gençler gelecek umudunu birer birer kaybederken; iktidarın hâlâ hamasi cümlelerle, içi boş polemiklerle ve gündemi değiştirmeye dönük açıklamalarla vakit harcaması ciddi bir kopuşun göstergesidir.
Çünkü halk artık söz değil, samimiyet görmek istiyor.
İnsanlar kusursuz yöneticiler aramıyor. Hata yapılabileceğini herkes biliyor. Ancak toplumun tahammül edemediği şey; yapılan hataların inkâr edilmesi, eleştirilerin küçümsenmesi ve hiçbir şey olmamış gibi davranılmasıdır.
Bir yönetim düşünün ki vatandaş pazarda fiyat hesabı yaparken, elektrik faturasını nasıl ödeyeceğini düşünürken, çocuklarının geleceğinden endişe ederken; iktidar hâlâ kendisini alkışlayan dar bir çevrenin oluşturduğu yapay konfor alanında yaşamaya devam ediyor.
İşte siyaset tam da burada gerçeklikten kopuyor.
Tarih bize şunu defalarca göstermiştir:
Halkın sesine kulak tıkayan yönetimler, bir süre sonra yalnızca muhalefeti değil, kendi tabanını da kaybeder. Çünkü seçmen kızabilir, eleştirebilir, hatta bir süre sabredebilir… fakat anlaşılmadığını hissettiği anda bağını koparmaya başlar.
Bugün yapılması gereken şey çok açıktır. Daha fazla konuşmak değil; daha fazla dinlemek. Daha fazla propaganda yapmak değil; daha fazla sorumluluk almak. Kalan zamanı siyasi gösterilere değil, bozulan güveni onarmaya ayırmaktır.
Çünkü bazen bir ülkenin en büyük sorunu yanlış yapmak değildir.
Yanlış yaptığını hâlâ anlayamamaktır.
