Rum Seçimleri Geride Kalırken Gözler Bizim Tarafta

Güney Kıbrıs’ta parlamento seçimi yapıldı.
Oldukça ilginç ve yorumlanması için saatlere değil günlere ihtiyaç duyulacak durumlar oluştu.
Katılım ne oldu, kaç Kıbrıs Türkü oy kullandı, kabine nasıl şekillenecek, şeklindeki temel sorulara ekleyeceğimiz daha nicesi var.
Onu da yapacağız mutlaka.
Ama önce Adamızın seçim haritasına bakalım.
Şimdi sırada bizim tarafın seçimleri var.
Önce bir yerel seçim hemen ardından da genel seçim var.
En azından takvime baktığımızda bunu görmekteyiz.
Çok farklı senaryolar var bu konuda.
İlk önce genel seçimi yapalım diyen de var, her ikisini aynı günde yapıp bir defada kurtulalım diyen de.
Ama anlaşılan önce yerel sonra da genel seçim yapacağız.
Bunun nedenlerini uzun uzun bir başka gün konuşuruz.
Bugünün konusu Kıbrıs’taki seçimlerin “çözüm” sürecine etkileri.
Dün yapılan Rum parlamentosu seçimi nedeniyle son altı ayda yaprak kımıldamadı.
Her ne kadar son gerçekleşen baş başa görüşmede bazı olumlu adımların atıldığı algısı yaratacak açıklamalar olmuşsa da, geçen sürede böyle bir durum olmadığını anladık.
Şimdi seçim geride kaldı.
Guterres’in üzerine yapışan “Temmuz hamlesi” için gözler genel sekretere döndü.
Onun da çok zamanı yok.
Aralık’ta hem KKTC’de seçim var hem de kendi görev süresi tamamlanacak.
Seri bir vites yükseltmeye ihtiyaç var.
Geride kalan altı ay çok kritik.
Bu sürede öyle adımlar atılmalı ki yeni gelecek olan genel sekreter de cesaretlensin konuya el atsın.
Ama bir de seçim psikolojisi var.
Bizim seçimler en kötü ihtimalle Ocak ayında tamamlanmış olacak.
Ancak bu sefer de Rum başkanlık seçimi var.
O da 2028 yılında.
Yani, 2027’nin ilk altı ayı rahat ama sonrası seçime endeksli olacak.
Buraya kadar yazdıklarım çok karamsar gelse de durum ne yazık ki böyle.
Rum seçimleri geride kaldı.
Gözler bizdeki seçime çevrildi.
Olası bir hükümet değişikliğinin sürece mutlak etkisi olacak.
O nedenle de bizim seçimler şimdi gözlerin çevrildiği eşik durumunda.
Ama ondan önce Guterres’in Temmuz hamlesini göreceğiz…

