Derviş DoğanYazarlar

SEPA Adımı...

Şunu çok net ortaya koymak lazım, SEPA konusu ekonomik bir hamleden çok daha fazlasıdır.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde uzun zamandır siyasi başlıklar ön plana çıkarken, son dönemde ekonomide yaşanan gelişmeler sessiz ama etkili bir dönüşümün habercisi olabilir.

Ankara’da imzalanan Türkiye-AB deklarasyonunun ardından Türkiye’nin Tek Avro Ödeme Alanı (SEPA) sistemine katılmak amacıyla Avrupa Ödemeler Konseyi’ne iyi niyet mektubu sunması, ilk bakışta teknik bir finans gelişmesi gibi görülebilir. Oysa bu adım, yalnızca para transferlerini kolaylaştıracak bir düzenleme değil; aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa ekonomik sistemiyle daha güçlü entegrasyon arayışının somut bir göstergesidir.

SEPA sistemine katılım, Avrupa ile yapılan para transferlerinin daha hızlı, daha güvenli ve daha düşük maliyetle gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bunun en büyük kazananları ise ihracatçılar, ithalatçılar, yatırımcılar ve Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk vatandaşı olacaktır. İşlem maliyetlerinin azalması ve finansal süreçlerin hızlanması, ticaretin önündeki görünmez engellerden birini daha ortadan kaldıracaktır.

Nitekim Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret hacminin 2025 yılı itibarıyla 233 milyar dolara ulaşarak tarihi bir rekor kırması da ekonomik ilişkilerin ne kadar güçlü bir zemine oturduğunu göstermektedir. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in dile getirdiği 400 milyar dolarlık ek potansiyel ise, bu entegrasyonun doğru yönetilmesi hâlinde hiç de ulaşılmaz bir hedef değildir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Ekonomik iş birliği ile siyasi ilişkiler her zaman aynı hızda ilerlemeyebilir. Avrupa Birliği, zaman zaman siyasi gerekçelerle Türkiye’ye karşı mesafeli bir tutum sergilese de ekonomik gerçekler tarafları birbirine yakınlaştırmaktadır. Çünkü Avrupa için Türkiye büyük bir pazar, önemli bir üretim üssü ve kritik bir lojistik merkezidir. Türkiye açısından ise Avrupa Birliği hâlâ en büyük ticaret ortağı olma özelliğini korumaktadır.

Dolayısıyla SEPA süreci, sadece bankacılık sistemini ilgilendiren teknik bir konu olarak değerlendirilmemelidir. Bu gelişme, Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve Türkiye’nin uluslararası finans sistemindeki konumunun sağlamlaştırılması açısından stratejik bir adımdır.

Ekonomide güven, öngörülebilirlik ve entegrasyon birbirini besleyen unsurlardır. Türkiye bu fırsatı doğru değerlendirirse yalnızca ticaret hacmini artırmakla kalmayacak; uluslararası yatırımcı açısından da daha cazip bir ülke konumuna gelecektir.

Sonuç olarak, bazen en büyük değişimler yüksek sesle yapılan siyasi açıklamalarla değil, sessizce atılan ekonomik adımlarla başlar. SEPA girişimi de böyle bir adımdır. Eğer bu süreç kararlılıkla sürdürülür ve reformlarla desteklenirse, Türkiye-Avrupa ekonomik ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısı aralanabilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu