Paranın kaynağı, paranın namusudur

Saydamlık ve hesap verebilirlik, doğru kurulu her düzenin olmazsa olmazıdır.
Bireyden başlayarak, özel şirketler, sivil toplum kuruluşları ve devlet organları gerek idari, gerekse mali açıdan hesap verebilir saydamlıkta olmalıdır.
Bu basit doğrunun uygulamadaki başarısı, toplumun, sisteme duyduğu güven ve aidiyetle de doğrudan bağlantılıdır.
İçinde bulunduğumuz sistemi en yalın şekilde tanımlayacak olursak; beyan ettiğimiz gelirimizden ödediğimiz vergiler karşılığında devletten hizmet alıyoruz şeklindedir.
Bu noktadan hareketle ekonomik hayatımız, beyan ettiğimiz gelirle paralellik göstermek zorundadır.
Kuzey Kıbrıs’ta bu ilişkinin, her yönü ile sağlıklı bir ilişki olmadığı ortadadır.
Gelir dağılımına göre vergi adaleti, çalışma verimliliği, alınan hizmet kalitesi, bütçe ve daha birçok başlık açısından, çok yönlü tartışılabilecek bir konu olsa da, bugün üstünde durmak istediğim, gelir, kaynak ve kayıt dışılık tarafıdır.
İstemeyen kabul etmeyebilir ancak, KKTC’nin son yıllarda isminin sıklıkla yan yana geldiği iki şey; yasa dışı sanal bahis ve kayıt dışı ya da halk arasındaki ismiyle kara paradır.”
Kuzey Kıbrıs ölçek olarak küçük bir yer. Ülkemiz, başı ile sonu arasında 2 saat mesafe olan bir toprak parçası.
Bazı şeyleri görmek için sokağa çıkmanız, bir konu hakkında bilgi edinmek için 5-10 kişi ile konuşmanız bile yetiyor.
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım sohbetimiz esnasında, “Bizim kulağımıza kadar gelen ve doğruluğunu gözümüzle gördüğümüz şeyleri, devlet veya devleti yöneten siyasiler neden görmüyor?” cümlesini kurdu. Haksız değil.
Geçtiğimiz haftalarda, uyuşturucu ticareti suçundan İnterpol tarafından aranan, Avustralya vatandaşı Mark Buddle ülkemizde bir anda gündem oldu. Ortadoğu’da kendine sığınacak ülke aradığı, ancak sadece KKTC’ye bir şekilde girmeyi başarabildiği söylentiler arasında. Mark Buddle’ın KKTC’ye yardım almadan girme ihtimali yoktur. Aynı şey Mark Buddle’ın parası için de geçerlidir. Bu adam bu ülkeye kaynağı meçhul veya kirli olmaya daha yakın parasını da sokmayı becerip, kendi adına veya kendi parasıyla başkası adına iş yerleri satın aldı, ortaklıklar kurdu. Bu adam veya başkası adı üzerinden de olsa, bu adamın milyonlarca dolarla ifade edilen parası, nasıl bu kadar rahat bu piyasa girebildi? Buddle’ın iadesi talep edilmese, kendi ve kayıt dışı parası burada huzur içinde yaşamaya devam mı edecekti?
Buddle’ın ardından, Ercan Havaalanı’nda, Polisin “suç gelirlerinin aklanması” soruşturması kapsamında ülkeye izahat olmadan, kaynaksız getirilen 30 milyon Euro tespit edildi. Bu paranın bu piyasanın neresinde döndüğü veya döneceği ise meçhul.
Yukarıda belirttiğim iki konu savcılık soruşturması altında olanlardır. Ya olmayanlar…
Kayıt dışı veya kaynağı meçhul para, geliş yöntemi ne olursa olsun, elbet su yüzüne çıkarılmak istenir. Bunun için uygun ortam aranır. Kaynağı ne olursa olsun, kimse o kaynağı saklamak için elde etmez. Saklamayacağı gibi meşrulaştırmak çabası içinde olur. Tıpkı yukarıdaki Buddle örneğinde olduğu gibi. Mali ve finans sisteminizin güvenliğinin yüksekliği ise, bu tarz örneklerin başarı ve başarısızlığı ile doğru orantılıdır.
Beyan edilen gelirlerle yaşanabilecek sınırlar bellidir. KKTC’de ise, kayıt dışı parayla, lüks yaşayan sayısındaki artış gözle görülür boyuttadır. Dün ortalama bir hayat süren, hatta maddi sıkıntı içinde olanların, kısa süreler içinde, lüks bir hayata geçiş yaptıklarını biz görebiliyoruz.
Bunu sokaktaki sıradan vatandaş görüyor ama devlet göremiyor.
Devlet sıradan vatandaşın veya küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin boğazına yapışabiliyor ama bu tarz örneklere bir şey yapmıyor.
Yazımı yazarken aklıma HP Başkanı Kudret Özersay’ın Bakanlar Kurulu’ndan geçirip meclise gönderdiği ve komitede hâlâ bekleyen “Nereden buldun yasası” ve hâlâ meclisten neden geçirilmediği geliyor. Anlam veremiyorum.
Bu konuyu haftaya işlemeye devam edeceğim.

