Yeni müşavirlere müjde: “maascekievegelsin.com”

Meclis-i Külliye’de geçen gün CTP vekili Erkut Şahali durumu çok güzel özetledi:
“maascekievegelsin.com”
Öyle anlaşılıyor ki, Bay Ünal Üstel, “kurşun askerciğe” döndürdüğü 26’lara yeni bir “yasa” için “eller yukarı” emrini verdi…
Sunat Atun’un kendi önerisi olan ve kendisinin başkanı olduğu komitede görüşülen öneriye göre; “üçlü kararname” ile atanan üst düzey bürokratlar, 3 yıllık görevden sonra evde oturacak ve maaş almaya devam edecek…
Bu yeni “operasyon” UBP’nin ortakları ile birlikte “seçim yenilgisini” hazmetmeye başladığını gösteriyor.
Bu yüzden de “yangından mal kaçırırcasına” kendileri gittikten sonra, eve gönderilecek partili bürokratlarını “ödüllendirme”ye çalışıyorlar.
Ünal Bey, böylesi “kurnazlık”larda artık “kariyeri”nin en üst basamağına çıkmış bulunuyor…
Belli ki, YDP ile DP’yi de “rahle i tedrisat”ından geçirdi…
Bay Fikri Ataoğlu, geçenlerde üç bürokratını bir çırpıda görevden aldı…
Kültür Dairesi Müdürlüğü’ne kendisinin atadığı bürokrat, yurt dışında iken görevden alındığını öğrendi.
Üstelik daha ülkeye gelmeden, dairede “kına yakma” törenleri yapıldı ve sosyal medyada fotoğraflar paylaşıldı…
Erkut Şahali, Meclis kürsüsünde bu yeni atanan kişilerin her ay 70 ile 100 bin lira arasında maaş artışı alacaklarını anlattı. Emeklilikte de her “müdür”ün ikramiyesi en az 4 milyon Türk Lirası artacak…
Her ay sonu borçlanan bu “zavallı” devletçiğin sırtına binen bu siyasetçiler ne de “uyumlu” ve istikrar içinde, değil mi?
Bu yapılan, “devlet”e çökme, kamu kaynaklarını söğüşleme değilse nedir?
Hani; “tasarruf” dönemi başlamıştı?
Gerçekten Ünal Bey’in siyaset “tarzı” çok şaşırtıcı…
1976’dan beri UBP’de hiçbir başkana böylesi nasip olmadı…
Ne Derviş Eroğlu’na, ne de İrsen Küçük’e…
Partisinin sözümona “vekil”lerini, “mum” vaziyetinde arkasında taşıyor…
Üstelik yalnızca kendi partisini değil, yanında iki küçük particiği de üstün bir “maharetle” paçasına yapıştırmış durumda…
Yani adam “embedded siyaset” uyguluyor…
“Gör beni göreyim seni” siyaseti, UBP’de her zaman var olmuştur ama, bu bambaşka bir “versiyon…”
Düşünün bir kez; UBP’de önce Nejat Konuk, arkasından Osman Örek, onun arkasından Mustafa Çağatay Başbakanlığı bırakmak zorunda kaldılar…
Bu siyasetçilerin kendilerine göre “ciddi nedenleri” vardı ve o zamanlar “ne pahasına olursa olsun koltuğa yapışıp kalmak” gibi bir dertleri olmadığını gösterdiler.
Ünal Bey öyle yapmadı…
Parti geleneğinde Başbakan’ın “istifa”sı, vekillerin toplu istifası, hatta ayrı parti kurmalar hep vardı ama bunun gibisi hiç gelmedi…
Ünal Bey, ne pahasına olursa olsun, koltuğuna sahip çıktı. Ona dört elle sarıldı ve etrafında da ciddi bir “güvenlik kuşağı” oluşturmayı başardı…
Hem içeriden, hem dışarıdan…
Ankara’ya “biat” etmeyi büyük bir gururla içselleştirdi…
Bu içselleştirmenin “kaymağını” yerken, içeride de kendisine “biat” eden bir siyasetçi kuşağı yarattı…
Müsteşarı; yolsuzlukla suçlanıp mahkemede yargılandığında, böylesine bir “kirliliği” taşıyamayacağını belirterek istifa edebilirdi…
Kendisine rüşvet verdiğini iddia eden bir adam ortaya çıktığında da bunu “kaldıramayabilir” ve çekip evine gidebilirdi…
Yapmadı… Sanki oraya oturttuğu müsteşar “rüşvet”ten değil de “madalya” takmaktan yargılanıyordu…
Polise başvuran ve “Ünal Bey’e rüşvet verdim” diye ifade veren adamın söyledikleri de havada kaldı…
Partilisi bir kadının “sahte diploma” alması karşısında da “soğukkanlılığını” muhafaza etti.
Sabırla; medyada bu tür “skandal”ların yeterince duyulmaması için kendine ve çevresine “kalkan” olacak önlemler aldı…
Medyada, kimisi görmezden geldi yaşananları, kimisi de Ünal Bey’e “kıyak” geçmeyi tercih etti.
Medyamızın “patron”ları; “işadamı” kapasiteleriyle gaz gelecek yerden tavuğu esirgemedi…
Bu yüzden Ünal Bey’i temize havale eden bir gönüllü medya oluştu zamanla…
Ancak Ünal Bey bir de baktı ki tüm çabasına karşın “istikrar”ı yakalayamıyor…
Nereden çıkmışsa; aniden bir “Maypa belası” çıktı karşısına…
Dere tepe dümdüz giden, korkusuz bir “halk gazetecisi”ydi Maypa…
Ünal Bey’i sarsıyor, silkeliyor, hesap soruyordu…
Ancak; kimsenin tahmin edemeyeceği bir “kıvraklık”la önce Maypa’nın “Facebook” sayfaları yasaklandı.
Arkasından “Mahkemede yargılanan birinin ismini ve fotoğrafını yayımlama”yı suç sayan bir “Meclis darbesi” geldi…
Ünal üstel’in bu konudaki “başarısı” ile zirveye doğru yol aldığını görmemek ona haksızlık olur.
26 tane “mum” ve iki tane küçücük “siyasal particik” adamın arkasında durdular…
Hiçbirisi sorgulamadı, “bu çok fazla kişisel” de demedi…
Ellerini kaldırdılar, Ünal Bey’in “sıkıntı”larını “şip şak” ortadan kaldırdılar…
Maypa’nın “yargılanan kadın” fotoğrafını ekranlardan kaldırttılar…
O da gazete sahibi işadamını mutlu etti…
Kara parasını ülkeye getirmek isteyen “vatansever”leri mutlu etti. Önümüzdeki günlerde bir daha mutlu edecek…
Erkut Şahali ile Devrim Barçın da, dakikalarca bu “rezillikleri” Meclis’te anlatıyor, dil döküyorlar…
Ne oluyor? Kocaman bir hiç…




