Yerelde Aday Değil Alışkanlık Oylanır…

6 Aralık’ta sandığa gittiğimizde sadece bir isim değil, dört yıl içinde kurulmuş bir düzeni de oylayacağız. O yüzden bazı beldelerde değişim zor olacak.
Zor olmasının ilk nedeni, mevcut başkanın her gün sahada olmasıdır.
Yeni aday daha broşürünü bastırmamışken, mevcut başkan zaten her gün bir yerdedir; bir sokağa asfalt döker, bir esnafın derdini dinler, bir cenazede baş sağlığı diler.
Bu sürekli görünürlük ona büyük bir avantaj sağlar, çünkü seçmen “yapacağım” diyeni değil, “yapıyorum” diyeni daha kolay hatırlar.
Ve bu hatırlanırlık, bir zırha dönüşür.
O zırh, görünürlüğün zamanla ördüğü ilişki ağıdır.
Dört yıl boyunca vatandaş belediyeye, esnaf belediyeye, kulüp belediyeye alışmıştır.
Bu ağ, başkan için bir koruma kalkanı olur.
Çünkü seçmen pragmatiktir; işi yürüyorsa, sistemi bozmak istemez.
İşte tam bu yüzden “tanıdık” algısı oluşur ve değişim fikri, ancak canı gerçekten yandığında akla gelir.
Peki can ne zaman yanar?
İşte en önemli noktaya bağlanıyoruz: Mazeret dönemi başladığında.
Ne zamana kadar hizmet üreten başkan, bir noktadan sonra mazeret üretmeye başlarsa, o ilişki ağı çatlar.
“Bütçe yok, hükümet vermedi, yasa böyle” cümleleri Surlariçi’nde, Küçük Kaymaklı’da, Girne çarşısında duyulmaya başladığında, seçmen artık hizmet değil, bahane duyduğunu fark eder.
Ancak bu çatlağı “oy”a dönüştürmek için tek başına eleştiri yetmez.
Çünkü büyük ilçelerde yarış artık parti rozetiyle kazanılmıyor.
Kişisel markalar partilerin önüne geçti.
Lefkoşa’da, Girne’de, Gazimağusa’da başkanlar kendi partilerinin oyunun çok üzerinde oy alıyor.
Bu da bizi bir diğer gerçeğe getiriyor: Onu yenmek için daha büyük bir kişisel marka değil, daha büyük bir blok gerekir.
Sonuçta bütün halkalar birbirine bağlanıyor: Her gün sahada olmak ilişki ağı kurdurur, ilişki ağı alışkanlık yaratır, alışkanlık ancak mazeretle kırılır, mazereti ise ancak hazır bir proje ve birleşik bir blok, “oy”a dönüştürür.
Rüzgarı arkasına alan belediyeyi de alacaktır.
Ve o rüzgar afişle değil, hesapla eser.
Ucuzlayan belediye faturası, Surlariçi’nde kasaya giren para, Gönyeli’deki gencin Londra bileti yerine burada kurduğu iş…
Koltuğu sallamak zordur, evet. Ama imkansız değildir.
Yeter ki “ben geldim” derken yanında, “projelerimiz hazır” da denilebilsin…




