NATO, Kıbrıs ve Diğerleri…

Aslında yazının başlığını “NATO-Ankara Son mu Başlangıç mı” diye düşünmüş ve içeriği de ona göre planlamıştım.
Ankara’daki NATO Zirvesi ve ona bağlı gelişmeleri irdeleyecektim.
Ama ne var ki yazının öncesinde sosyal medya dozunu biraz fazla kaçırınca yazının başlığı da içeriği de değişti.
Meğer Kıbrıs sorununu NATO çözecekmiş, hatta çözmüş..!
NATO üzerinden yapılacak baskılara Türkiye boyun eğecek, Rum tarafı istediğini alacak ve sorun da halledilmiş olacak.
Bu kadar basit.
Aslında doğru, konu basit.
Ama verilmek istenen biçim yanlış.
Önce şu soruyu sormak gerekir: Türkiye NATO’dan ne isteyecektir ki karşılığında Kıbrıs’ta taviz vermesi gereksin..?
Eğer hala Türkiye’nin NATO’daki pozisyonunu anlamamış olanlar varsa sorunumuz çok derin demektir bu.
Çünkü her şeyi en baştan anlatmak, tek tek izah etmek gerekir.
Benzer şeyi Türkiye ile AB ilişkilerine yakıştıranlar da var.
Öncelikle şunu netleştirmek gerekir ki Kıbrıs’ta adil bir çözümün yolu Türkiye’nin taviz vermesinden geçmez.
Bunu ilk sıraya yazalım.
Sonrasında ise Türkiye’nin bugün NATO içerisinde sahip olduğu pozisyonun son derece etkin olduğunu da ekleyelim.
Özellikle de İran savaşı sırasında ABD’nin takındığı tavır karşısında NATO ülkelerinin duyduğu rahatsızlık neticesinde Türkiye’nin ne kadar değerli bir üye olduğu, lider ülkeler arasında bulunduğu daha net görülmüştür.
Bu noktada ABD Başkanı’nın Ankara’ya gelip arasında Kıbrıs’ın da bulunduğu bir takım hususlarda Türkiye’ye baskı yapıp geri adımlar attıracağını düşünmek en basit deyişle saflık derecesi yüksek bir düşüncedir.
Bugün gelinen noktada Türkiye ile NATO ilişkilerinin “kazanan-kaybeden” şeklinde olmasını beklemek de hayalperestliğin zirvesi olur.
Kıbrıs konusunu illa ki bir yerlere bağlayacaksak eğer mesela Cumhurbaşkanı Erhürman’ın ortaya koymuş olduğu metodoloji önerilerinin müzakere edilerek sonuçlandırılmasına bağlayabiliriz.
Eğer bu konuda ilerleme sağlanırsa Kıbrıs’ta adil bir çözüme ulaşılabilir.
Tavize kalmadan, baskıya kalmadan…
Hep bir zorlama ve hep bir taviz beklentisinin hayal kırıklığı dışında bir getirisi olmayacağını idrak etmenin zamanıdır.
Ankara’daki NATO Zirvesi Türkiye’nin ortaya koymuş olduğu büyük hedefler ve yüksek vizyon ile ilgilidir.
Elbette Kıbrıs konusu Türkiye ile diğer NATO ülkeleri arasında konuşulmuştur ve konuşulacaktır da.
Ama bu konuşma biçimi asla ve asla bir baskı zemininde, Türkiye açısından da ezilen konumunda olmaz.
Türkiye buna geçmiş yıllarda bile izin vermemişken bugünkü koşullarda asla tahammül etmez.
Her şeyi doğru okumalıyız.
Doğru okuyalım ki yüzümüz de doğru istikamette olsun ve attığımız adımlar bizi oraya götürsün.

