Devletin, casinolu otellere yönelik politikası nedir?

Bazı konuları konuşurken sloganlarla değil, bilgiyle hareket etmek gerekir. Çünkü ekonomi de, güvenlik de, turizm de kulaktan dolma değerlendirmelerle yönetilemez.
2022 yılında, Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı’ndan gelen bir heyetle Kuzey Lefkoşa’da iki saati aşan uzun bir görüşme yapmıştım. Konumuz kara para ve kara para aklama yöntemleriydi.
Özellikle sohbetin başında casino sistemiyle ilgili sorular yönelttiler. Ben de bildiklerimi ve görüşlerimi hiçbir çekince göstermeden anlattım. Özellikle şunun altını çizdim…
Bir casinoda kazanılmış gibi gösterilen büyük miktardaki paranın sisteme girebilmesi için bankacılık mekanizmasının da işlemesi gerekir. Daha açık bir ifadeyle para yıkaması, para aklaması için “Casinoda kazandı” denilerek birilerinin banka hesabına para aktarılması gerekir.
KKTC bankacılık sisteminin denetim açısından Batı’nın da kabul ettiği standartlarda önemli mesafe aldığını ifade edip, “Mevcut sistemde Casinolar üzerinde dikkat çekecek boyutta para aklanması imkansız gibi” dedim.
***
Elbette hiçbir sistem kusursuz değildir. Ancak birkaç örnekten hareketle bütün yapıyı suçlamak da doğru değildir.
Yıllar önce bazı oteller gerçekten de casinoların misafirhanesi görüntüsü veriyordu. Bugün ise tablo büyük ölçüde değişti. Artık casinolar, beş yıldızlı otellerin müşteriye sunduğu cazibe unsurlarından biri haline geldi.
Asıl merkez oteldir. Spasıyla, restoranıyla, kongre salonlarıyla, eğlence alanlarıyla, hizmet kalitesiyle…
Casino ise bu bütünün önemli parçalarından biridir.
***
Bir başka gerçeği de teslim etmek zorundayız. KKTC, turizmini yeterince çeşitlendiremedi.
Sağlık turizmi… Spor turizmi… Kültür turizmi… Doğa turizmi… Kongre turizmi…
Bu alanlarda yıllardır konuşuyoruz ama istediğimiz noktaya ulaşamadık.
Sonuçta bugün turizmin yükünü büyük ölçüde beş yıldızlı casinolu oteller taşıyor. Yalnızca turist getirmiyorlar. Binlerce kişiye istihdam sağlıyorlar. İç piyasadan gıda alıyorlar.
Temizlik ürününden mobilyaya, tekstilden tarıma kadar onlarca sektörle ekonomik bağ kuruyorlar.
Bu nedenle casinolu oteller yalnızca turizmin değil, KKTC ekonomisinin de en önemli dinamiklerinden biridir.
***
Bu gerçeği bizden daha iyi bilenler de vardır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi…
Yıllarca Kuzey’deki casinoları uluslararası platformlarda eleştirecek güçlü bir zemin bulamadılar. Çünkü ortaya koyabilecekleri hukuki ve ekonomik argümanlar sınırlıydı.
Sonunda farklı bir yol tercih ettiler. Güney Kıbrıs’ta da casino açılmasına izin verdiler. Bunun, yalnızca kendi turizmlerini geliştirmek amacıyla yapıldığını düşünmek saflık olur.
Asıl hedeflerden birinin, Kuzey’e gelen yüksek harcama potansiyeline sahip casino müşterisini zamanla güneye çekebilmek olduğu açıktır.
***
Ekonomik rekabet, bazen siyasi söylemlerden çok daha sessiz ama çok daha etkilidir.
Dün Turizm Bakanlığı Müsteşarı Serhan Aktunç’un açıklamalarını dikkatle okudum.
Kuzey’deki büyük ölçekli casinolu otellerin dış kaynaklı ekonomik saldırılara karşı korunması gerektiğine dikkat çekiyordu.
Serhan Aktunç, “Güney Kıbrıs rakip olarak bizim elimizdeki bir değeri zayıflatmak için her şeyi yapıyor. Güney Kıbrıs’a da casinolar açılmaya başlandı. Turizm lokomotif sektör ve casinolar da bunun en önemli alanlarından bir tanesi. Sahip çıkıp, korumamız gerekiyor.” diyerek, sektöre sahip çıkılması gerekliliğine vurgu yaptı. Bu değerlendirmeyi yabana atmamak gerekir.
Çünkü ekonomide büyük oyuncular yalnızca kendi güçleriyle ayakta kalmaz. Devletin doğru stratejileriyle desteklemesi şarttır. Böylesine büyük ekonomik paya sahip bir sektörü kaderiyle baş başa bırakmak, geleceği kendi elimizle zayıflatmaktır. Bugün alınmayan tedbirler, yarının ihmali olarak karşımıza çıkar.
“Çok para kazanıyorlar, kendi başlarının çaresine baksınlar.” Bu cümleyi sokakta konunun ayrıntısını bilmeyen bir vatandaş kurabilir. Ancak devlet yönetiminde bulunanlar böyle düşünemez.
Çünkü mesele casinolu otellerin sorunları ya da kazancı değildir. Mesele ekonominin taşıyıcı kolonlarından birinin ayakta kalmasıdır. O kolon zarar görürse, altında kalan yalnızca oteller olmaz.
İstihdam zarar görür… Üretici zarar görür… Esnaf zarar görür…Devlet gelirleri zarar görür…
Belki bu satırlarda kullandığım üslup biraz sert bulunabilir.
Bazen dost uyarıları yumuşak cümlelerle değil, dikkat çeken ifadelerle yapılmalıdır.
Çünkü olan olduktan sonra kapıya kilit vursanız ne yazar, vurmasanız ne yazar?
Önemli olan, kapıyı zamanında sağlamlaştırabilmektir.
Soru gayet basit… Devletin, casinolu otellere yönelik politikası nedir?




