“Başarıyı parayla ölçen, tuzağa yakalanır”

Kıbrıs küçük bir ada… KKTC’nin yüzölçümü bu küçük adanın yüzde 36’sı, 3355 km2.
Nüfus olarak da net bir bilgi paylaşılmasa da 450 binle 600 bin dolayında bir nüfustan söz edebiliriz.
Adada ki kökleri 1571’lere uzanan Kıbrıslı Türklerin, ekonomik gelişimi pek çok olumsuz etkenin birleşimiyle çok gecikmeli olmuştur.
Kıbrıs Türk Halkının Kıbrıs adasındaki ekonomik serüveni değil bu günkü yazımın konusu.
***
Ali Özok… Kıbrıs Türk ekonomik hayatının marka isimlerinden biri.
Sessiz, sakin ama lekesiz bir yürüyüşle bugünlere gelmiş.
Geçtiğimiz günlerde yatırımlara dokuna dokuna güzel bir sohbet yaptık.
Ben sordum, Ali Özok, sakin sakin yanıtladı.
Bir iş insanının konuşmasında gizli ya da açık para mutlaka vardır. Önemli olan, paranın iş insanının hayatındaki yeridir.
Ali Özok’a paranın çağrışımını sorduğum zaman, önce güldü sonra da tane tane kelimelerle, “Parayla saadet olmaz, parasız hiç olmaz, sözü eksiksiz doğru değildir. Ancak doğru yanı bakış açısına göre ağır basar. Ticarete adım attığımda çocuktum. Paranın ne demek olduğunu erken öğrendim. Başarıyı parayla ölçen, hayatının en büyük tuzağına yakalanmış demektir. Bunu benimsediğim için, parayı değerli bulsam da başarının belirleyicisi olarak hiç bir zaman görmedim” dedi.
***
İşte Ali Özok’la yaptığımız sohbet…
Hastürer: Kaç yaşından beri çalışıyorsunuz ya da iş yönetiyorsunuz?
Özok: Şarkıcıların çoğu çocukluktan başlayarak şarkı söylediğini ifade eder. Benim ki gerçekten 9 yaşından başlayan bir yolculuk. Rahmetli Mehmet dedemin, Lefkoşa surlar içinde Hasan Nihat Apartmanının altında Yalova isimli bakkal dükkanı vardı. Çok büyük değildi ama iyi müşterisi vardı. Bir yaz dedem yurt dışına gitme durumunda kaldı. Bakkal dükkanını kapatamayacağına göre çare aradı. Ben 7 yaşından beri yanındaydım. Bana güvendi ve dükkanı emanet etti.
Hastürer: Nasıl bir duygu o yaşta sorumluluk almak?
Özok: Çok güzel. Dedemin bana güvenmesi beni bir anda sanki de büyütmüştü. Her gün sabah erken kalkar, dükkanı açmadan Mutallibin fırınına gider ve ekmek alırdım. Sandviç ekmeklerini de Minnoş’tan. Sonra dükkanı açar ve idare ederdim. Parayı idare eder ödemeleri de yapardım. En büyük ödülüm döndükten sonra dedemden aldığım, takdir dolu sözlerdi. “Bravo Ali, sen büyüdüğünde iyi bir işadamı olacaksın” demişti.
Hastürer: Biraz da okul hayatından bahsetsek mi?
Özok: İlkokulu Arabahmet İlkokulu’nda tamamladıktan sonra, Şehit Hüseyin Ruso Ortaokulu’na geçtim. Lisede kendi tercihimle Lefke Cengiz Topel Endüstri Meslek Lisesi tesfiye bölümüne gittim.
Hastürer: Bu tercihin nedeni…
Özok: Vardı. Babam Hasan Özok’un işi ahşap torno ve mobilya işiydi. Öğrenimimi ona yönelik yapmak istedim. Babamın pratiğine, benim teorik destekli genç katkım. 1978’de Cengiz Topel Endüstri Meslek Lisesi’nden mezun oldum. Babamla çalışmaya başladım.
Hastürer: İş var mıydı?
Özok: İş sıkıntımız yoktu. Yalnız Türk tarafına değil, Rum tarafına da ahşap torno ve mobilya iskeleti yapardık. Güneyde mobilya işi yapan Kıbrıslı Türkler vardı. Onlar siparişlerine Rumların siparişlerini de eklerdi.
Hastürer: İnşaat işine sonradan mı girdiniz?
Özok: Mobilya sektörüne yönelik işlerimiz yanında ailece birlikteyken inşaata da adım attım. Babam, Mehmet abim, ben ve rahmetli kardeşim Hayati.
Hastürer: Yanılmıyorsam İngiltere’ye lisan okuluna da gittiniz…
Özok: Önce 1979’da İngiltere’ye lisan okuluna gittim.

Hastürer: Neden lisan okulu?
Özok: Mehmet dedemin bir sözü hala kulaklarımdadır. “Her lisan bir insan daha olmaktır”. Mükemmel bir İngilizce için Londra’ya gitmedim. Amacım iletişime sorunsuz yetecek bir İngilizce düzeyiydi.
Londra’dan bahsettiğimize göre önemli bir konuyu daha aktarayım. Annemin gözünden tedavisi için 1990 öncesi Londra’ya götürdüğümde 6 ikinci el Renault alıp, Kıbrıs’a gönderdim. O arabalar Özok ailesinin otomotiv sektörüne ilk adım atmasıdır.
Hastürer: ÖZOK ismiyle şirket ne zaman kuruldu?
Özok: 26 Aralık 1979, ÖZOK Ltd’in doğum tarihidir. Başlangıçta üç kardeştik. Sonra, 2002 yılına kadar, yola Hayati Özok’la devam ettik. Önce ahşap torno ve mobilya işinde yoğunlaşmıştık. Ardında Göçmenköy’de ilk inşaat projemizi uyguladık.
Hastürer: 1974 sonrası Türkiye ile de rekabet gündeme gelmişti.
Özok: Bir iş insanı olarak şunu ifade edeyim. Kurallara uygun rekabet kötü değildir. Yeter ki orantısız bir güçle mücadele eder durumda kalmayasınız. Önlemlerimizi aldık, yol devam ettik.
Hastürer: Otomotive özel bir ilginiz var. Bunun kökeninde pek bilinmeyen bir neden var mı?
Özok: Otomotive ilgimiz önce otomobil sporuyla başladı. Rahmetli Hayati kardeşimle rallilere katılırdık.

Hastürer: Ralli, keyifli mi yoksa heyecanlı bir spor muydu, sizin için?
Özok: İkisi de. Heyecansız ve keyif alınmayan bir hayat, hayat değildir. Adrenalin yükselmesinin en güzel hissedildiği sporlardan biri otomobil sporlardır.
Hastürer: Mobilya, inşaat, otomotiv, yurtlar…Gelelim üniversite girişimlerinize.
Özok: Bir ülkenin kalkınmasında eğitimli, nitelikli insan kaynağının önemli yeri vardır. Uzun sayılacak bir süredir, yüksek öğretim alanında girişimciyiz. Girişimci kelimesini, eğitimde, öğretimde yatırımcılıktan daha doğru bulurum.
Şirketimiz bir hayır kurumu değildir. Ancak yüksek öğretim yatırımlarımızda sosyal, kültürel ve toplumsal kazanım hedefimiz daha öndedir.
Şunu çok iyi biliyorum… Para için eğitim kurumu açarsanız, kazanamazsınız. Nitelikli bir eğitim kurumuna sahip olursanız, sürdürülebilirlik için kazancınız da olur.
Şu an için Uluslararası Alasia Üniversitemiz ve yüksek öğretimle bağlantılı yaklaşık bin yataklı yurtlarımız vardır.
Hastürer: Gözünüz hiç dışarıda olmadı mı?
Özok: Hiç olmadı. Bu topraklarda kazandım, bu topraklara yatırım yaparak, insanımıza ekmek kapısı yarattığım için çok mutluyum.
Hastürer: Riski sever misiniz?
Özok: Sevseniz de sevmeseniz de risk, iş adamının hayatının parçasıdır. Başarılı olmak istiyorsanız, riski yönetmeyi bileceksiniz. İyi yönetilen risk, kazanım getirir.
Hastürer: Mutlu musunuz?
Özok: Çok mutluyum. Hayattaki en büyük şansım 1981 yılında evlendiğim eşim Fatma Özok’tur. Çok iyi bir eş… Hasan ve Şenay isimli iki evladımıza harika bir anne… Sanatçı yanı örnek yanlarından biri. Mutlu olmayan bir iş insanının başarılı olması bana göre çok zordur.




